Faiz oranlarının tekrar düşmesiyle 2025 umut vererek sonlanıyor. Bununla birlikte önümüzdeki 12 aya baktığımızda gerçekten şansa ihtiyacımız olduğu görünüyor.
Neden böyle? Çünkü hâlâ çok fazla şey kırılgan ve istikrarsız. Yapay zeka balonunun patlaması söz konusu olabilir ki bu durumda tüm dengeler altüst olur. Zira bu teknolojinin gelişimine hesapsız ve hızlıca o kadar çok para yatırıldı ki yansımaları, dotcom dönemindeki çöküşü gölgede bırakabilecek kadar derin ve kalıcı olabilir.
Benzer bir şekilde, bir başka bunalımın (2008 krizi) hatıralarını uyandıracak bir özel kredi çöküşü olabilir. Yapay zeka ve dotcom arasında olduğu gibi, burada da paralellikler tedirgin edici. Ancak büyük bir fark var: Tahsil edilemeyen nakit miktarı çok daha büyük olur.
Hem yapay zeka hem de özel kredide, bağlanan sermaye seviyeleri çığırından çıkmış durumda. Bir kısmının temeli sağlam ama bir kısmının da değil. Her zamanki gibi avanta kollama, fırsat kaçırmama, voliyi vurma arzusu, yatırımcıları olağan ihtiyatlarını ıskartaya çıkarmaya teşvik edecek kadar yoğun. Dotcom ve bankacılıkta yaşanan çöküşlerde de tam olarak aynısı görüldü.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Umalım da tarihin tekerrür etme alışkanlığı bu olayda da geçerli olmasın. Dotcom balonunun 1999'da patladığı ve 9 yıl sonrasında kredilerin kuruduğu bilgisi, bunu yazarken içimi karartıyor. İşte 2026'ya giriyoruz ve bir tekrar olasılığı çok somut. Öğrenmeme, göz ardı etme ve unutma yeteneğimiz korkutucu.
Tüm bunların üstüne bir de Donald Trump'ı hesaba katmak lazım. Çünkü 2025'te iş dünyasında paniğin eşiğindeki şaşkınlıklara neden olan biri varsa, o da Trump'tı. ABD Başkanı'nın en iyi hazırlanmış planları altüst etme yeteneği dikkat çekiciydi. Tarife çizelgesini açıkladığı andan beri dünyanın geri kalanı zararını telafi etmeye çalışıyor. Onun kapsamlı devriminin etkileri hâlâ tam olarak hissedilmedi.
Belki de iç piyasada yükselen fiyatların ona bir ders vermesiyle sakinleşecektir. Ancak bir şekilde bu bir hüsnükuruntu gibi geliyor zira Trump ve sükunet, aynı cümlede bile zor duruyor. Hangi sürprizleri saklıyor? Kimbilir. Hatta kendisinin bilip bilmediği de bir merak konusu.
Ukrayna'daki savaşın sona ermesi enerji fiyatlarına bir nebze istikrar getirir, çatışma ve Vladimir Putin'in yakıt arzını silah haline getirmesiyle çarpıklaşan bir pazarda istikrarı yeniden sağlar. Britanya korunmasızlık hissini daha az yaşayabilir. Kendi petrol ve doğalgazının olmaması, Birleşik Krallık'ı dünya şoklarına karşı savunmasız bırakan faktörlerden biri. Bu, mevcut hükümetin ve adil olmak gerekirse yakın zamandaki diğer hükümetlerin başarıyla ele alamadığı bir şey.
Britanya ekonomisi yurtiçinde kırılganlığını koruyor. Büyüme sabit, enflasyon sürekli bekleyen gizli bir risk, tüketici harcamaları dar. İşletme vergilerinin yeniden değerlendirilmesi daha başlangıç aşamasında ve sonuçları çok geniş kapsamlı olabilir. Konuk ağırlama sektörü halihazırda pub ve restoranların kapanması ve bunların beraberindeki iş kayıplarına dair alarm veriyor, özellikle de genelde sektörün en kârlı ayı olan aralıkta beklentiler karşılanmazsa bunların gerçekleşmesi kaçınılmaz.
Bu, genel halka hitap etmenin giderek daha tehlikeli hale geldiği perakende için de geçerli. Önümüzdeki haftalarda iflas haberleri ve zincirleme etkiler bekleniyor.
Bunlar, bakanları mutlu eden haberler olmayacak. Eğer geçmiş geleceğe yönelik bir rehberse Britanya'nın doğru yolda olduğunda ve ne yaptıklarını bildiklerinde ısrar edecekler. Ancak herhangi bir somut ilerleme belirtisi olmaksızın, basmakalıp bir büyümeyi sürdürme şiarına bağlı kalmayı seçerek, seçim bölgelerinde neler yaşandığından kopmuş ve bihaber görünüyorlar.
Britanya giderek daha fazla, iki katmanlı kopuk bir ekonomi haline geliyor. Bunlardan biri kamu sektörü: Özellikle çalışanların ve emeklilerin maaşlarından kaynaklı, giderek daha da büyük faturalar çıkarıyor. Ötekisiyse bu faturaları ödemesi beklenen özel sektör. İkisinin arasındaki uyum noktaları çok az ve bu yüzden biri diğerinin yükünü taşımak zorundayken ağırlık daha da artıyor.
Bu bağımlılık açıkça tanınsa bu mesele de hafifleyecektir. Ancak tanınmıyor. Böylece İşçi Partisi solu işçi haklarını koruyan yasaları mutlu bir şekilde geçirirken bunlara uymak zorunda olan işverenlere çıkardığı sorunları pek takdir etmiyor. Aynı zamanda bakanlar, toplumun aynı kesiminden ulusal sigorta primlerini ve diğer vergileri artırmasını istiyor. Birbiriyle çelişen iki şeyi aynı anda talep ediyorlar.
Trump'tan sonra 2025'te yüksek sesle yankılanan bir diğer isim de Rachel Reeves'ti. Bütçesini sunsa da dikkatlerin bir sonrakine dönmesi çok uzun sürmeyecek. Elbette ki bu ulus aylarca süren brifing ve karşı brifinglere katlanamaz, kesinlikle bir şeyler değişecektir.
Tabii ki yeni bir maliye bakanımız da olabilir. Ama bu adım için de önce başbakanın değişmesinin gerektiği şüphesi doğuyor. Keir Starmer, Reeves'e onu terk edemeyecek kadar çok yatırım yaptı; biri giderse öteki de gider. Bütçesi, ikisinin de İşçi Partisi'nin arka sıralarına yönelik cazibelerini kuvvetlendirmek için tasarlandı. Doğrudan kinik değilse bile düpedüz politikti.
İşçi Partisi milletvekillerini memnun etmiş olabilir ancak genel olarak ülkeye çok az etkisi oldu, Starmer'ın kişisel puanı düşük. Aynı tek seferlik destekçiler "yeter" diyebilir ve muhtemel halefler hamle yapmaya hazırlanıyor. Yine de hiçbirinin onu koltuğundan etmek için yeterli desteğe sahip olmadığını bilen Starmer, onların adım atmalarını sağlayarak ve gerçek renklerini göstermelerine izin vererek kurnazca bir oyun oynuyor olabilir. Onlar kendilerini göstermeye çalışırken böl ve yönet felsefesiyle hareket edip deneyimi ve güvenilirliğini parlatıyor olabilir.
Ciddi bir sınavla mayıstaki yerel seçimlerde karşılaşacak. İşçi Partisi korkunç bir performans gösterirse (Seçimlerin yapılacağını varsayıyoruz ama hükümet oylamayı ertelemeye çalıştığı izlenimini veriyor) Starmer ve Reeves'in işi bitebilir. Muhafazakarlar kötü giderse Kemi Badenoch da aynı akıbetle yüzleşecektir.
Bazı eğlence parklarında aynı aletlere tekrar tekrar binenler "hız treni meraklıları" veya "binme savaşçıları" diye bilinir. 2026'ya girerken biz de onlar gibi olmalıyız.
Independent Türkçe için çeviren: Eren Umurbilir
© The Independent